Aile Şirketlerinin Sürdürülebilirliği: Kurumsallaşma İhtiyacı ve Uzun Vadeli Strateji Gerekliliği
- ESRA KÜÇÜKYALÇIN
- 27 Kas 2025
- 2 dakikada okunur

Türkiye’de Aile Şirketlerinin Genel Görünümü
Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin yaklaşık %95’i aile şirketi niteliğindedir. Ancak bu şirketlerin yalnızca %10’undan azı üçüncü kuşağa ulaşabilmektedir.
Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) tarafından yayımlanan verilere göre, ülkemizde bir şirketin ortalama ömrü 25 ila 30 yıl arasında değişmektedir.
Türkiye ekonomisinin taşıyıcı sütunlarından biri olan bazı aile şirketleri, yüksek istihdam kapasitesi ve ekonomik büyümeye katkılarıyla öne çıkmalarına rağmen, sürdürülebilirlik açısından zayıf bir yapıya sahiptir.
Nesiller Arası Geçişlerdeki Temel Problemler
Türkiye'deki aile şirketlerinin nesiller arası geçişlerde yaşadığı sıkıntılar başlıca şu faktörlere dayanmaktadır:
Kaynak Yönetimi ve Büyüme Dengesi:Aile büyüdükçe şirketin aynı hızda büyüyememesi, mevcut kaynakların yetersiz kalmasına ve dolayısıyla finansal krizlere yol açabilmektedir. Bu dengesizlik, özellikle sonraki kuşakların yönetim süreçlerine dahil olmasıyla birlikte daha belirgin hale gelmektedir.
Kurumsallaşma Eksikliği:Ani büyüme kaydeden aile şirketlerinin erken dönemde kurumsallaşma süreçlerini tamamlayamaması, sonraki nesiller arasında yönetimsel sorunlara ve anlaşmazlıklara neden olmaktadır. Profesyonel yönetim sistemlerinin, net görev tanımlarının ve kurumsal hafızanın oluşturulmaması, şirketin uzun vadeli performansını olumsuz etkilemektedir.
Aile Üyelerinin Yetkinliği ve İlgisi:Sonraki kuşakların şirkete olan ilgisi veya yöneticilik yetkinlikleri her zaman ilk kuşak kadar güçlü olmayabilir. Aile üyelerinin liyakatten ziyade akrabalık bağıyla pozisyonlara getirilmesi, şirketin verimliliğini ve rekabet gücünü olumsuz etkiler.
Yönetim ve Vizyon Farklılıkları:Her neslin iş yapış biçimi, stratejik öncelikleri ve risk algısı farklılık gösterebilir. Bu farklılıkların yönetilememesi, şirketin stratejik yöneliminde kopukluklara ve karar alma süreçlerinde tıkanıklıklara yol açarak operasyonel verimliliği düşürebilmektedir.
Yapılan araştırmalar, Türkiye'deki şirketlerin yalnızca %4'ünün dördüncü kuşağa geçebildiğini göstermektedir.Capital dergisinin 2019 yılı çalışmasına göre, Türkiye'nin en büyük 500 şirketi arasında 50 yaşın üzerinde olanların sayısı yalnızca 129’dur.
Ulusal ve Uluslararası Karşılaştırmalar
Küresel ölçekte uzun ömürlü şirketlerin dağılımı, Türkiye'deki durumla önemli farklılıklar göstermektedir:
Capital Dergisi’nin 2019 verilerine göre, Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında yalnızca 129’u 50 yılın üzerinde faaliyet göstermektedir.
Güney Kore Merkez Bankası tarafından yayımlanan bir çalışmaya göre, Japonya’da 100 yıl ve üzeri geçmişe sahip yaklaşık 33.000 şirket bulunmaktadır.
Bu şirketler arasında 705 yılında kurulan ve hâlâ faaliyetini sürdüren işletmeler dahi mevcuttur.
Ülke | 200+ Yıllık Şirketlerin Oranı |
Japonya | %56 |
Almanya | %15 |
Hollanda | %4 |
Fransa | %3 |
ABD | %2 |
Bu veriler, uzun ömürlü şirketlerin genellikle köklü kurumsal yönetim pratikleri ve güçlü bir şirket kültürüne sahip olduğunu vurgulamaktadır.
.png)
Yorumlar